12 Mart 2013 Salı

Dexter Gordon


 27 Şubat 1923 doğumlu ünlü caz sanatçısıdır.Amerikalı tenor caz saksafonisti, bebop türünün öncülerinden sayılır.Daha  yaklaşık yedi yaşındayken,  Duke Ellington orkestrası ile bir konsere katıldı.1940 yılında Lionel Hampton ile çalıştı.Daha sonra kendi grubunu kurmuştur.50 li yılarda uyuşturucu kullanımında dolayı sıkıntılı günler geçirmiştir.60 lı ve 70 li yıllarda tekrardan müzikal kariyerine devam etmiş ve Avrupada popüler hale gelmiştir.1976 yılında Amerikaya geri dönmüş ve geliştirdiği tarzla dikkat çekmiştir.1986 da "Round Midnight" adlı filmle Oscar'a aday olmuş ve bu filmdeki alkolik saksafoncu roluyle kendinden söz ettirmiştir.Bu filmin soundtrack albümüyle Grammy ödülü kazanmıştır.
Albümleri genelde tempolu ve canlıdır. diğer ünlü blue note müzisyenleri gibi Dexter Gordon da pek çok ünlü isimle çalışmış harika albümlere imza atmıştır.
 25 Nisan 1990 da  böbrek yetmezliğinden öldü.1978 ve 1980 yılında Down Beat dergisi tarafından yılın müzisyeni seçilmiştir.


Dexter Gordon (February 27, 1923 – April 25, 1990) was an American jazz tenor saxophonist. He was among the earliest tenor players to adapt the bebop musical language of people like Charlie Parker, Dizzy Gillespie, and Bud Powell to the instrument. His studio and live performance career spanned over 40 years.

6 Mart 2013 Çarşamba

Nick Cave


Nicholas Edward Cave, (d. 22 Eylül 1957) Avustralya'lı bir rock müzisyeni, şarkı yazarı, kitap yazarı, senaryo yazarıdır; çok yoğun olmasa da bir aktörlük kariyeri de vardır. Nick Cave, en çok rock'n'roll grubu Nick Cave and the Bad Seeds ile ve Amerikan müziğine ve onun köklerine duyduğu büyük ilgiyle tanınır. Şu an Birleşik Krallık'ta ikâmet etmektedir.

Babası bir İngiliz Dili ve Edebiyatı öğretmeni, annesi ise kütüphaneciydi. Bir Anglikan olarak yetiştirildi ve Wangaratta Katedrali'nin çocuk korosu'nda şarkı söyledi. Yerel okulundaki idareyle başı sürekli derde girdiğinden ailesi 1970 senesinde onu okumak üzere Melbourne'deki Caulfield Grammar School'a yatılı olarak gönderdi. Ertesi yıl ailesinin Melbourne'ün bir banliyösü olan Murrumbeena'ya taşınmasıyla beraber bir "sabahçı" oldu. Evlerinde bir piyano vardı ve Cave, koro şefi Norman Kaye'in gözetimindeki okul korosuna katıldı.
 

“The Boys Next Door”un üyeleri Mick Harvey, Tracy Pew ve Phil Calvert’le tanıştı. Ayrıca burada daha sonra hayatının aşkı olduğunu söylediği Anita Lane ile de tanıştı. Ve onun için ilk romanını yazdı. Önceleri “The Boys Next Door” kolejlerde konserler verip oldies parçalar çalan bir grup olarak biliniyordu. 
1979 Mayıs’ında grup, henüz müzik piyasasında yeni olduklarının bir göstergesi olan, içinde pop şarkılarının bulunduğu “Door Door” albümlerini çıkardı.

Nick Cave and Pc Harvey

Grup üyeleri, albümün canlı performansını sergilemek için verdikleri konserlerde gösterdikleri dengesiz davranışlarla, çaldıkları kulüplerden atılıp, polis tarafından uyarılmaya başlandı. Bütün bunlara rağmen grup üyeleri, yeni ve daha fazla parçalar yapıp 1979 Aralığında yeni albümleri “Hee Haw”u çıkardı. Bu albümle birlikte punk melodileri grubun parçalarına iyice yerleşti. Ayrıca Nick Cave’in soloları, onun büyük bir özelliği olan kısa hikayelere dönüştü. Grup, bu albümden sonra daha iyi ve başarılı çalışmalar yapmak için Avustralya’dan Londra’ya taşındı. Burada adlarını kendi yaptıkları bir parçadan esinlenerek “The Birthday Party” olarak değiştirdiler.


The Birthday Part’nin ilk albümleri 1981’de çıktı. “Prayers on Fire” hayranlarının ve eleştirmenlerin onlardan bekledikleri başarıyı yakaladı. Fakat bu başarının getirilerini yaşayamadan, İngiliz resmi yetkilileriyle grup arasında gerginlik arttı ve bazı üyeler hakkında alkol ve uyuşturucu soruşturması açıldı. Yaptıkları bir kaç başarılı albümden sonra aralarında anlaşmazlıklar ortaya çıktı ve beklenen ayrılığın çok yakında gerçekleşeceği anlaşıldı. 
Avustralya turnelerinden hemen önce Mick Harvey gruptan ayrıldı. Bu ayrılıkla birlikte Nick Cave ve Rowland Howard arasındaki gerginlikte gitgide arttı. Ve grup dağıldı.
Uzun bir aradan sonra 1984 yılında Nick Cave, “Nick Cave, Man or Myth?” adında bir dizi sahne şovu düzenledi.Mayıs ayında ilk singleları ‘In The Ghetto’ piyasaya çıktı.
Single “Nick Cave and The Bad Seeds” kaydı olarak piyasaya çıktı. Böylece Nick Cave sonuna Bad Seeds takısını da almış oldu. Böylece grup oluştu.Nick Cave bu grubunla başarılı pek çok albüme imza attı.

16 Şubat 2013 Cumartesi

BUİKA



Concha Buika (11. Mai 1972 Palma de Mallorca) Ispanyol Sarkici, Besteci ve Oyuncudur.
İspanya ya Yeni Gine´den gelmistir. Cocuklugu Mayorka adasinda Romanlar arasinda gecmistir. Bu neden ile müzigi Flamenco , Soul ve Caz karisimi olarak adlandirilabilir.2008 yılında en iyi Latin Albumu dalında Grammy e aday olmuştur.
Siyasi sürgün olarak Ekvator Ginesinden Ispanya ya geldi.Çingene mahallesinde büyümüştür.Komşularının her dakika ilgisini çeken Buika Afro saçlarına nasıl bir tarz verebileceğini Michael Jackson ve Whitney Houston gibi hayranlık duyduğu sanatçıların fotoğraflarından öğrenmiş.
İdeallerinden vazgeçmedi.İspanyada kısa süre içinde ünlü oldu. İkinci albümü, Mi Niña Lola ile de İspanyol Müzik Ödülleri'nde, "En İyi Prodüksiyon" ve "En İyi İspanyolca Albüm" dallarında ödüllerin sahibi olan Buika Niña de Fuego albümü ile Latin Grammy ödüllerine "Yılın En İyi Albümü" ve "En İyi Prodüksiyon" kategorilerinde aday olurken son stüdyo albümü El Ultimo Trago ile Latin Grammy'lerinin sahibi oldu.
Meksika’da konserleri Buika'ya ,Chavela Vargas'ın da içinde olduğu binlerce hayran kazandırmıştır. Kısa bir sürede kendini göstermeye çalışan bir sanatçıdan çok müzikte iz bırakan bir yıldıza dönüşen Buika birçok farklı türün kesiştiği müziğiyle caz,funk,flamenko ve copla’yı ince bir ustalıkla birleştiriyor ve neo-soul diyebileceğimiz bir tarzda buluşturuyor. 

11 Şubat 2013 Pazartesi

Grammy Awards 2013 Winners List

Grammy Awards 2013

BEST POP DUO/GROUP PERFORMANCE
“Somebody That I Used To Know,” Gotye Feat. Kimbra


BEST POP INSTRUMENTAL ALBUM
Impressions, Chris Botti

BEST DANCE RECORDING
“Bangarang,” Skrillex Feat. Sirah

BEST DANCE/ELECTRONICA ALBUM
Bangarang, Skrillex

BEST TRADITIONAL POP VOCAL ALBUM
Kisses On The Bottom, Paul McCartney

BEST HARD ROCK/METAL PERFORMANCE
“Love Bites (So Do I),” Halestorm

BEST ROCK SONG
“Lonely Boy,” Dan Auerbach, Brian Burton & Patrick Carney, songwriters (The Black Keys)
BEST ROCK ALBUM
El Camino, The Black Keys

BEST ALTERNATIVE MUSIC ALBUM
Making Mirrors, Gotye
BEST R&B PERFORMANCE
“Climax,” Usher


BEST TRADITIONAL R&B PERFORMANCE

“Love on Top,” Beyoncé

BEST R&B SONG

“Adorn,” Miguel
BEST R&B ALBUM
Black Radio, Robert Glasper Experiment
BEST RAP PERFORMANCE
“N****s in Paris,” Jay-Z and Kanye West
BEST RAP SONG
“N****s in Paris,” Shawn Carter, Mike Dean, Chauncey Hollis & Kanye West, songwriters (W.A. Donaldson, songwriter) (Jay-Z & Kanye West)
BEST RAP ALBUM
Take Care, Drake
BEST COUNTRY DUO/GROUP PERFORMANCE
“Pontoon,” Little Big Town

1 Şubat 2013 Cuma

Dizzy Gillespie




John Birks "Dizzy" Gillespie (d. 21 Ekim 1917 - ö. 6 Ocak 1993) Cheraw, Güney Karolina doğumlu ABD'li caz trompetçisi, vokalisti ve bestecisidir. Kendi adıyla anılan orkestranın şefliğini yaptı. Charlie Parker ile birlikte Be-bop 'un ve modern cazın gelişimine önemli katkılarda bulundu.

Modern caza yaptığı katkılar yanında Afro-Küba cazının ortaya çıkışında da rol oynamıştır. Trompete virtüözlük derecesinde hakimdi; daha önce görülmemiş derecede kompleks armonik yapılar kullanarak kendi tekniğini geliştirmiştir. Beresi, eğik trompeti ve şişmiş yanaklarıyla, eski akımlara aşina dinleyicilerin çoğunlukla saldırgan bulduğu Bebop'un popülaritesini artırdı. Kazara önemli derecede eğilmiş olan trompetinin yeni tonunu beğendiği için o şekliyle çalmaya devam etmiştir. Tekniğiyle kendisinden sonra gelen birçok trompetçi üzerinde etkili oldu.



Dizzy Gillespie, 21 Ekim 1917 tarihinde, Cheraw, Güney Carolina, A.B.D.’de dünyaya geldi. James ve Lottie Gillespie çiftinin dokuz çocuğunun en küçüğü olan Dizzy, müzisyen olan babası sayesinde henüz dört yaşındayken piyano çalabilmekteydi. Babasının henüz kendisi on yaşındayken gerçekleşen zamansız vefatının ardından tek başına kalan Gillespie, 12 yaşındayken kendi kendisine uğraşarak trompet ve de trambolin çalmayı öğrendi.

1935 yılında profesyonel olarak müzik kariyerine başlayan Gillespie’nin ilk yer aldığı grup, Frank Fairfax Orchestra oldu. 1937 yılında Teddy Hill’in orkestrasına katılan genç müzisyen, burada ilk albümü olan King Porrter Stomp’u kaydetti. Bu grupta çaldığı yıllarda tanıştığı Lorriane adlı hanımefendi ile kısa sürede büyük bir aşk yaşayan Gillespie, Lorriane ile 1940 yılında, Apollo Theatre’da gerçekleşen bir törenle evlendi.

19 Ocak 2013 Cumartesi

Magnum



İngiliz melodik Hard Rock grubu Magnum 1972 yılında Birmingham kentinde Tony Clarkin (gitar), Bob Catley (vokal), Kex Gorin (davul) and Dave Morgan (bas) olmak üzere kuruldu. Birçok üye değişikliği yaşayan grubun çekirdek kadrosundan bugün hala Bob Catley ve Tony Clarkin bulunmaktadır. Klavyeci Mark Stanway gruba 1980 yılında katıldı. Magnum ilk başlarda bir cover grubu olarak Rum Runner gece kulübünde sahne alıyordu. Daha sonra grup Clarkin`in yaptığı şarkıları çalarak kendi stilini geliştirmeye başladı.İlk Ep'leri Sweets For My Sweet'i 1975'te çıkarmışlardır. İlk albümleri "Kingdom Of Madness" 1978 yılının sonunda Jet Records firmasından piyasaya çıktı. Üçüncü stüdyo albümleri "Chase The Dragon" ile büyük başarıya ulaştılar. "On A Storyteller`s Night" (1985) albümüyle adeta destan yazdı grup ve "Wings Of Heaven" (1988), "Goodnight L.A." (1990) gibi albümlerle bu büyük başarı devam etti. "Wings Of Heaven" albümü grubun ilk altın albümü oldu ve İngiltere`de listelerde ilk 10 içinde yerini aldı. Özellikle 1985 yılındaki albüm grubun tüm Avrupa`ya yayılmasını sağladı. 1995 yılının Aralık ayında grup dağıldı ve Catley ile Clarkin "Hard Rain" adında bir grup kurarak birkaç albüm yaptılar. 1990`lı yılların sonunda Bob Catley kariyerine solo olarak devam etti. Magnum 2002 yılında yeniden toplanarak harika bir dönüş yapmıştı. Çünkü aynı sene yaptıkları "Breath Of Life" adındaki yeni albümleri büyük beğeni topladı.Magnum Mayıs 2007'de İngiltere ve Avrupa'da turneye çıktı.Grup son olarak Eylül 2012 de On the Thirteenth Day albumunu çıkartarak hala varolduğunu ve sevildiğini gösterdi.Benim hala çok severek dinlediğim bu grubu hepinizin dinlemesini öneririm.

Resmi web sayfası : http://www.magnumonline.co.uk

Facebook Sayfası : http://www.facebook.com/pages/MAGNUM/130643409137?v=app_178091127385

3 Ocak 2013 Perşembe

John Scofield

John Scofield ya da takma adıyla Sco (d. 26 Aralık 1951, Dayton, Ohio), Miles Davis, Joe Henderson, Charles Mingus, Joey Defrancesco, Herbie Hancock, Pat Metheny, Bill Frisell, Pat Martino, Mavis Staples, Phil Lesh, Billy Cobham, Medeski Martin & Wood, George Duke, Jaco Pastorius, John Mayer gibi sanatçılarla çalışmış caz gitaristi ve besteci. Berklee College of Music'da eğitim gören ve bebop türü içinde yer alan Scofield, jazz fusion, funk, blues, soul gibi modern Amerikan müziğinin diğer formlarında da çalışmalar yapar.

John Scofield's guitar work has influenced jazz since the late 70’s and is going strong today. Possessor of a very distinctive sound and stylistic diversity, Scofield is a masterful jazz improviser whose music generally falls somewhere between post-bop, funk edged jazz, and R & B.


Scofield  Chet Baker, Gerry Mulligan ile çalışmak için okulu bıraktı.Kısa bir süre sonra Billy Cobham / George Duke Band'a katıldı ve onlarla  iki yıl turne yaptı. 1976′da Enja Records’la yaptığı kontrat sonrası ilk albumunu 1977′de çıkartmıştır. 1979 yılında Trio’sunu kurdu. 1982 de ise Miles Davis’in grubuna katılarak 3,5 yıl Davis ile birlikte çalışmıştır. 1990′ların başlarında bu kez bir quartet oluşturmuş ve bu grup “Blue Note Records” dan pek çok önemli album çıkarmıştır.Blue Note ile anlaşması sona erdikten sonra fusion ağırlıklı, funk, soul jazz türüne yönelmiştir.A go go albümünü 1997'de çıkartmıştır ve Medeski, Martin ,Wood trio'yu oluşturan üçlünün ilk birliktelikleri de bu albümdedir. Elektro gitarından çıkardığı yeni, temiz tını ve seslerle apayrı bir lezzeti eserlerine taşımıştır.30'un üzerinde albümde imzası vardır.Tam bir müzik gezgini, caz içinde standartlarda sıkışıp kalmamış, her zaman kendi müziğini, yenilikleri kovalayan, bunları yaparken kaliteden ödün vermeyen önce müzisyen, sonra gitarist olan Scofield  Nisan 2010'da, Fransa Kültür Bakanlığı tarafından Sanat ve Edebiyat Şövalyeliği Nişanı'na layık görüldü.   

24 Aralık 2012 Pazartesi

Mutlu Yıllar


Sitemi ziyaret eden herkesin yeni yılını kutluyorum.2013 yılında da gene beraber müzik dolu günler geçirmek dileklerimle.Yeni yılınız kutlu olsun..

I just wanted to wish you a merry christmas and a happy new year.I hope you all had a lovely christmas and a brilliant new year. 

21 Aralık 2012 Cuma

The Cult


The Cult, müzik dünyasında “kült” statüsünü en çok hak eden gruplardan biridir.1981 senesinde şair Ian Astbury’nin “Southern Death Cult” grubunu kurmasıyla ilk oluşumunu yaşayan The Cult, 1983 senesinde gitarist Billy Duffy’nin Astbury ile tanışmasıyla “Death Cult” ismini aldı. Gothic rock tarzı sound’larıyla 1983 senesinde “Death Cult” adlı bir EP yayınlayan ikilinin yanında davulcu Taylor Smith ve basçı Jamie Stewart yer alıyordu. Aynı senenin sonuna doğru “God’s Zoo” adlı single’ın öncesinde davula Nigel Preston geçerken, grup Avrupa’da perfromanslarda bulunarak adını duyurdu. 1984 senesinde grubun adını “The Cult” olarak değiştiren ekip, aynı sene ilk albümün kayıdı için stüdyoya girdi.
İlk albümde çalan, fakat uyuşturucu problemleri olan baterist Nigel Preston’ın yerine Big Country grubundan Mark Brzezicki geçerken, The Cult 1985 senesinde “Love” adlı 2. albümünü piyasaya sürdü.Bu album 30 ülkede yayınlandı ve İngiltere Listelerinde 3 numaraya kadar çıktı.Album su ana kadar dünyada 2,5 milyon sattı.
1987 senesinde “Electric” adlı 3. albümünü çıkartan grup, bu albümde sound olarak stadium rock müziğinin örneklerine yer verdi. Albüm, İngiltere listelerinde 4 numara olurken, albümde davulcu pozisyonunda Les Warner bulunuyordu. Albüm sonrası turneye çıkan ekip, kadrosunda bir kez daha değişikliğe giderek bas gitara Kid Chaos’u geçirdi. Jamie Stewart grubun ikinci gitaristi olurken, bu kadroyla The Cult, Guns N’ Roses ile beraber performanslarda bulundu.
Turne sonrası Kid Chaos ile yollarını ayıran The Cult, ayrıca davulcu Les Warner ile olan ilişkisini de bitirdi. Jamie Stewart yeniden bas gitara geçerken, John Webster grubun klavyecisi oldu. Mickey Curry gruba davulcu olurak eklendi ve 1989 senesinde “Sonic Temple” adındaki 4. albüm piyasaya sürüldü.
Daha sonra Kızılderililere adanan “Ceremony” albümü, Amerika listelerinde 25 numara olurken, albüm her ne kadar insanlara az gelse de tüm dünyada 1 milyon kopya sattı. O dönemdeki grunge müzik akımının doğumuna rastlayan “Ceremony” albümü sonrası grup, İstanbul dahil birçok yerde performanslarda bulundu. 1993 senesinde “Pure Cult: For Rockers, Ravers, Lovers and Sinners” adlı derleme albümle birlikte “Live Cult” adlı 2 CD’lik konser albümünü hayranlarına ulaştıran The Cult, yeniden kadrosunu değiştirerek The Mission grubundan Craig Adams’ı bas gitara, Scott Garrett’ı davula geçirdi.Bu kadar güzel albümler yaptıktan sonra 1994'teki The Cult albümünden sonra dağıldılar.